background
6 Haziran 2016

Verimlilik: En çok patron sever, en az patron yapar, yaptırır.

İdealde, kurumda çalışan herkesin sorumluluğu bu.  Maalesef işler böyle yürümüyor.  Verimlilik için herkesin katkısına gerek var olsa da; bu hayalin peşinden koşmak da verimlilik adına ayrı bir başlık.  İşin ilginci; patron bile kaçacak delik arıyor.

Bir temel sürece ihtiyaç var herşeyden önce: Ölçümleme.  Bir şeyin verimliliği ve gelişim alanları ancak bu şekilde olur.  Kaç kişiyleyken şimdi kaç kişi, ne kadar stok gerekli, toplantılara 30 dakika sınırı koyunca ne değişti, reklam fikri etkili mi, ne kadar yayınlamalı, şirket araçlarını yıkatmayarak imajımız için iyi bir şey mi yapıyoruz, kötü bir şey mi?…

Atılan her adımda verimlilik ölçümü ve gelişimi mümkün.  Birçok patron ve üst yönetici, bu konudaki jargona sıkı sıkıya hakimken aynı hakimiyeti uygulamada görmek çok zor.   Sebebi basit:  Bu başlı başına bir sistem değişikliği gerektirir.  Bu da patronun işine gelmez.  Verimliliğin yılmaz bekçisi ve takipçisi olmak için, bir çalışan sistemin parçası olmak zorunda kalacağını bilir; az para harcamayı canından çok sever; ama, elindeki yetkiden bir gram kaybedeceğini hissedince yok oluverir.

Birkaç basit noktaya gösterilecek hassasiyet bile, takip ettiğiniz rakamları, bir çeyrekten diğerine değiştirir:  Hedef koyun, hemfikir kalın, gerekmedikçe esnetmeyin.  İnsanlara bu konuda sürekli bilgi verin; iyiyi de kötüyü de söyleyin.  Toplantıların zamanında başlamaması bir opsiyon olmaktan çıksın.  Sizin sohbet alanınız olmaktan da…  Takım lideri olarak(müdür, direktör, patron…) duyulmak isteneni değil olması gerekeni söylemekten/duymaktan çekinmeyin.  Küçük ama katkısı olmayan işleri bırakın.  Mail atmanın bir iş olmadığı konusunu içselleştirin.  Tam tersi, bir vakit kaybıdır.  Ya bilgi veriyordur; alın.  Ya bilgi istiyordur; verin.  Ya onayınızı istiyordur; onaylayın.  Şimdi bir de gelen giden maillere bakın bakalım.

Buradaki en tehlikeli grup, üst yöneticinin birinci çevresidir.  En çok iş onlara düşer.  Verimliliğin ölçümüne çok çaba göstermeleri gerektiği için, kelimeyi cümle içinde en iyi onlar kullansalar da, aksiyona dönüştürmede, aktif rol oynayanı(mız) pek azdır.  Statüko baldan tatlıdır.  Bir bakın etrafınıza.


Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>