background
25 Mayıs 2016

Danışmana danışırken ve politika

Burada iki şansınız var:  Size doğruyu, nasıl yapılacağıyla söyleyen, olası risklerin altını çizen, ya da; zaman içinde sizi tanımış, ne duymak istediğinizi bilen ve ona göre konuşan birisiyle çalışmak.

Bir danışmana gereksinim, genellikle küçük veya orta ölçekten büyük ölçeğe geçme isteği olan kuruluşlar için var.  Büyük ölçekliler, bu çıtayı atlamış, ne yapması gerektiğini bilen ve bunun bedelini ödeyen şirketler.  Satın aldıklarının, özellikle hizmetin, hem fiyatını hem değerini iyi biliyorlar.

Yukarıda sözü edilen şanslardan ikincisini gözardı edelim.  Bir sahtekarla birliktesiniz.  Çok yakında anlayacak ve yolları ayıracaksınız.

İlkini yönetirken de dikkatli olmak gerek. Zira önünde(önünde) sonunda-günün sonunda değil. Böyle bir laf yok Türkçe’de-risk sizindir ve büyüktür.  Ancak, unutmamak gerekir; danışmanı da, bu tip işleri size anlatsın, yapmanıza yol göstersin diye tuttunuz.

Peki, aynı gereksinimi politikaya taşıyalım.  Bir düşünün, danışmanlar, başdanışmanlar neredeyse ayda bir değişiyor.  O kadar büyük ve çetrefilli işler için danışmanlık yapıyorlar ki, söylediklerini hayata geçirmek aylar, bazen yıllar ister.

Şirketse, sorun yok, patron ödüyor.  Politikaysa, sorun büyük, ödeyen biziz; hem parasını(fiyat) hem bedelini(değer).


Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>